Üniversiteliye Tavsiyeler

Öncelikle yeni üniversiteye ayak basacak herkesi tebrik ediyor ve başarılar diliyorum. Tavsiyelerim yalnızca onlar için değil, üniversiteye devam edenler için de geçerli olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın demiş şair, okumayı da ciddiye alacaksın. Çünkü artık bu bir gereklilik!

Yaşadığımız ülke koşullarında eğitim zorlu bir süreç. İlkokul sıralarından başlıyoruz çalışmaya, ve o noktadan sonra durmak bilmiyoruz. Hayatımızı girdiğimiz sınavlar, aldığımız notlar belirliyor. Birkaç sayı gösteriyor ne kadar başarılı olup olmadığımızı. Hep en iyisi için çabalayıp duruyoruz zaman akıp giderken. Okumuş ailelerin çocukları daha da zor durumda. Hayatları ebeveynleri tarafından programlanıyor. En iyisini hep onlar biliyor. Kaçta yüzme dersine gideceksin? Ne zaman oyun oynayabilirsin? Hangi ders için özel ders alacaksın? Nefes almana müsaade var mı? Bu liste uzar gider… Çocuk da nereye çekersen çek sürüklenir durur. Maalesef ki bu süreç sonunda bir birey değil, ailesine bağımlı bir kukla ortaya çıkıyor. Sonra üniversite sınavı derken, iyi kötü bir bölüme ayak basılıyor. Artık kuklamız bir başına yaşam savaşını vermeye başlıyor.

Ve üniversite… Üniversite hayatı bambaşka bir dünya. Hele lisans süreci keyiflidir, yepyeni bir alanı öğrenmeye başlamak müthiş. Türkiye’nin bambaşka noktalarından gelen birçok kişi ile bir arada olmak, başka hikayeler öğrenmek, dostluklar kurmak, insanlardan geçmek, kısacası yaşamak. Bu sürecin iyi geçmesi seçilen üniversite ve bölüme tabii ki çok bağlı. Ben varsayıyorum ki öğrenci dilediği bir bölümde emeklemeye başlamayı seçmiş (eğer ebeveynlerini bu süreçte susturabildiyse!). Mesela ailem Bilgisayar Mühendisliği okumam konusunda çok ısrarcı davranmıştı. Ben de aman nasılsa bilgisayarı iyi kötü beceririm, biraz da aileme inat Endüstri Mühendisliği seçmiştim. İlk sene ortak ders dönemiydi, sonuna geldiğimde ise ben ne yaptım demiştim. Yeterince şanslıymışım ki yatay geçiş yaparak Bilgisayar Mühendisliği’ne dönüş yapabilmişim. Düşünsenize sırf bir inat uğruna sevdiğim şeyi neredeyse yapamayacakmışım! 🙂 Yani olay burada kendi kararınızı vermekte.

Vereceğim ilk tavsiye alanınızı sevin. Bu sadece derslere katılmak demek değil. Internet üzerinde öyle güzel kaynaklar var ki, dersten alacağınızın çok ötesine geçmeniz mümkün. Minimum bilgiyi öğrenmek değil, her türlü kaynaktan maksimum bilgiyi alarak mezun olmak gerek. Film izlemek, kitap okumak, belgesel izlemek, yurtdışındaki üniversitelerin derslerde kullandığı materyallere göz atmak hepsi çok kıymetli. Bunları yaparken de derslerden geri kalmayın. Çünkü lisans ortalamanız çok önemli. Biz okurken bunun önemini geç kavradık. Diplomamı alırım yoluma bakarım kafası çok yanlış. Çünkü lisans ortalamanız, yani gene orada yazan sayı, hayatınızı şekillendirecek. Örneğin yüksek lisansa başvurmak istediğiniz zaman lisans ortalamanıza bakılacak. Üniversitede burs almak isterseniz, araştırma görevlisi olmak isterseniz, yurtdışında bir üniversiteye gitmek isterseniz, ortalamanız yüzleşmeniz gereken bir gerçek olarak kendini gösterecek. İleride yaşayacağınız hayal kırıklıklarını azaltmak için, lütfen ortalamanızı yüksek tutun. İyi üniversitelerde bu iş gerçekten zor, ama elinizden gelenin en iyisini yapabilirsiniz. Diğer önemli şey, yabancı dile önem verin. Özellikle iyi bir seviyede İngilizce bilmek, birçok zaman size yardımcı olacak. Dünya’nın her neresine giderseniz gidin, İngilizce konuşan birilerini illa ki bulacaksınız.  Yabancı dizileri altyazı ile izlemenizi tavsiye edebilirim. Uzun vadede altyazılardan kurtulmayı deneyebilirsiniz. Yazları ufak tefek stajlar bulup yurtdışına gitmeye çalışın. Yaz dönemi uzun bir süreç. Kabuğunuzdan uzaklaşmak, başkaları neler yapıyor görmek size vizyon katacaktır. Geç öğrendiğim bir diğer şey akademisyen sadece ders vermez! Arkadaşlar, araştırma yapmak diye bir şey var. Bilimsel makaleler yazmak, projeler önermek, konferanslara gitmek, sunumlar yapmak ve daha neler neler.

Ve son tavsiyem bol bol sosyalleşin. Arkadaşlarla vakit geçirmek, konserlere gitmek, tatil yapmak kısacası özgürleşmek güzeldir. Bu yaşlarınızın tadını çıkarın, sanırım yaşlandım!

Eylul 2017 Paros Dergisi’nde yayımlanan yazım.


Also published on Medium.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *