Geri Dön(me)!

Başlığı atarken aklımdan Kalben ve Cem Adrian parçası geçti. Son zamanlarda çok dinledim o da etkilemiş olabilir, güzeldir bilmeyenler dinlesin bu bahaneyle 🙂 Bu yazının teması başka, açıkçası biraz kafam karışık bu konuda. Yakın zamanda ‘Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı’ açıklandı, ve bu program kapsamında bilim insanları yurda geri dönmeleri için teşvik ediliyor. Dönmek isteyen için harika bir program gerçekten. Gerçek ise sağladığı koşullar birkaç sene ile sınırlı…

Programa başvurular Tübitak üzerinden yapılacak, ve başvurular 15 Aralık’ta başlıyor. Programı inceleyince çok cazip maddeleri var. İki-üç sene sürecek büyük projelerde yüklü bir burs desteği, projede çalışan öğrencilere maddi destek, bilim insanının ailesi için yaşam desteği, tüm bireylere sağlık sigortası, yol masrafları vs. gibi birçok şey düşünülmüş. Daha önce böyle programlar yok muydu tabii ki vardı, ‘Yurda Dönüş Araştırma Burs Programı’ adı altında başka bir program vardı. Her şey iyi güzel de neden kafan karışık dediğinizi duyar gibiyim…

Öfkeliyim çünkü… Bu yeni programın basında yer alma şekli beni biraz rahatsız etti. Programın kendisi bir bütün olarak sunulacağına, medyada yer alan çoğu başlıklar programın sağladığı maddi ayrıcalıklar üzerine kuruluydu. Bir akademisyenin derdi en başta huzurlu bir ortamda araştırmasını sürdürebilmek, özgür düşünebilmek… Maddiyat tabii ki çok önemli, projede çalışan herkesin paraya ihtiyacı olduğu kadar, projenin de sürdürülebilmesi için kimi zaman çok pahalı araç-gereç almak da gerekiyor. Büyük bir kitle bu mesajı yanlış anlayacak. Sanacaklar ki bilim insanları gittiler çünkü dertleri paraydı. Evet paraydı, daha iyi yaşam koşulları için; herkesin istediği kadar onlar da istediler gayet tabii… Ama bundan çok dahası da vardı… Hem gitmek kolay mı sanıyorsunuz? Koskoca bir ailenin gitmesi hele? Büyük travmalar atlatan böylesi bir kitle üzgünüm ama geri dönmez bir süre, dönemez…

Kırgınım çünkü… Çoğu gidenlere dur denmedi. Modern zamanlarda sürgün diyorum ben buna. Evet bazısı kendi hür iradesiyle bir seçim yaparak yurtdışına gitti belki, kimisi seçeneği kalmadığı için gitti, kimisi de kalmak dışında bir seçenek bulamadı. Kalan akademisyenlerin koşullarını neden iyileştirme çabası yok mesela? Yurtdışından gelenler daha mı başka bir araştırma yapıyor? Verilen desteği kesinlikle küçümsemiyorum, aksine takdir ediyorum… Sadece koşulları iyileştirmekten bahsediyorsak konuyu daha genel ele alsak mesela diyorum, ve daha kalıcı çözümler üzerine yoğunlaşsak. Gönül ister gidenlerin çoğu geri gelsin, gitmek isteyenlerin sayısı da azalsın. Özünde herkes doğup büyüdüğü ülkesini iyiye götürmek ister değil mi?

Yeni yıl tüm güzellikleriyle gelsin demek istiyorum, ama eski yıldan daha da kötü olacak diye de korkuyorum bir taraftan… Her şeye rağmen, güzel olacak her şey! Mutlu yıllar!

Not: Bu yazı daha karamsar gidecekti, bir arkadaşımla konuşunca daha pembe(?!) bir tabloya dönüştü. Ona da selam olsun 🙂

Aralık 2018 Paros Dergisi’nde yayımlanan yazım.