Doktora Sonrası Araştırma Süreci (1)

Doktora yapmakta olan veya doktorasını bitirmiş olan birçok kişinin kafasını kurcalayan sorulardan biri de doktora sonrası araştırma sürecinin nasıl olduğu. Türkiye koşullarında konuşacak olursak, en az dört-beş sene sonunda doktor ünvanı alabiliyoruz. Peki ya sonrası?

Doktora mezunu olan her kişi ne yapacağı konusunda çoğunlukla kararsızdır. Çünkü bu karar maalesef ki salt kişinin vereceği bir karar değildir. Bu süreçte ağzı olan konuşur, ve sağlıklı bir karar almak daha da çok zorlaşır. Dış sesleri bastırmayı unutun, iç sesinizi duyamaz hale gelirsiniz. Genel olarak doktor ünvanı alan bir kişi önünde üç yol vardır: 1. Akademisyen olmak. 2. Araştırma ağırlıklı bir iş bulmak. 3. Sektörde herhangi bir iş bulmak. Kısaca bu yollara değinecek olursak, birincisi için herhangi bir yerde akademisyen olmak değil, iyi bir üniversitede akademisyen olmak kişiyi geliştirir. İkinci seçenekteki türden işleri Türkiye’de bulmak çok kolay değildir. Üçüncü seçenekteki türden işler için yurtiçi/yurtdışı seçenekleri oldukça çoktur. Yazımızın konusu birinci kategori olacak.

İyi bir üniversitede akademisyen olmak isteyen arkadaşlar, doktora çalışmaları bittikten sonra doktora sonrası araştırma (postdoc) arayışlarına başlar. Doktora yıllarını Türkiye’de geçiren kişiler için, yurtdışı deneyimi daha faydalıdır. Akademinin dili İngilizce olduğu için, bir kere dilin oturması açısından iyidir. Uluslararası araştırma gruplarının parçası olmak vizyon katar. Grup çalışmasına dahil olup, birçok akademik yayın yapma olanağı olur. Ve en önemlisi bütçe, araştırmanın yürütüleceği kurum tarafından sağlanacağı için, birçok konferansa katılıp başka araştırmacılar ile tanışmak mümkün olur. Yurtiçi opsiyonları nadir olsa da vardır, ama benim tavsiyem (ve bizzat benim de yaptığım gibi) bu süreçte yurtdışında olmaktır. Peki doktora sonrası araştırma pozisyonlarına ne zaman bakmalı?

Sevgili hocam Pınar Yolum’un tavsiyesi üzerine mezun olmadan 5-6 ay önce, araştırmalarıma başladım. Yoğun bir şekilde olmasa da, ufaktan fikir sahibi olmak için erkenden başlamak iyi oluyor. Öncelikle, alanınızdaki e-posta gruplarına üye olmalısınız, çünkü üniversite hocaları bu tür gruplarda postdoc ilanları paylaşıyor oluyor. İngiltere ve birçok Avrupa şehri için çeşitli iş arama sitelerinde bu tür ilanlar yer alabiliyor. Arama motorlarından ilanlar bulunabiliyor, ayrıca çoğu üniversite kendi web sitesinde ilanları paylaşıyor. Eğer yeterince şanslıysanız, ne yapmak istediğinizi net olarak biliyor olabilirsiniz. Böylesi bir durumda, 10-15 hoca belirleyip kişisel e-posta atarak postdoc pozisyonu aradığınızı ve araştırma gruplarında size yer olup olmadığını sorabilirsiniz. Benim durumumda, on kişiye yakın e-posta göndermiştik ama postdoc arayan hoca o zaman dahilinde yoktu. Başka ve zorlu bir yol daha var. Sizinle çalışmak isteyen bir hoca bulduysanız, hocanın bulunduğu üniversite veya üniversitenin bulunduğu ülke burs programları sunabiliyor. Ama bu süreçler de zorlu, çünkü uluslararası birçok aday ile yarışıp koltuğu kapmaya çalışıyorsunuz.

Diyelim tam bana göre dediğiniz ilanları buldunuz, ve başvurmaya karar verdiniz. Sürecin nasıl işlediğini bilmek önemli. Genelde akademik geçmişinizi göstermek yeterli olmayacak, başvuracağınız pozisyona uygunluğunuz ile ilgili birçok doküman göndermeniz beklenecek. Eğer başvurunuz uygun görüldüyse, çevrimiçi mülakat süreci başlayacak. Ve bazen de fiziksel olarak araştırma kurumuna gidip bir mülakata daha girmeniz beklenecek. Bunların hepsi zaman aldığı için, erkenden başlamak mantıklı.

Benim başvuru sürecimle ilgili detaylar ise bir sonraki yazıda gelecek 🙂

Subat 2018 Paros Dergisi’nde yayımlanan yazım.